15 Nisan 2011 Cuma
www.vimeo.comslashcagriguven
www.vimeo.com/cagriguven arada sırada uğrayınız efenim.. gözümü yollarda bırakmayın :)
Etiketler:
Music Video,
Reel,
Vimeo,
Works,
www.vimeo.com/cagriguven
25 Şubat 2011 Cuma
bgn bn ny cldrmdn ?
Cep telefonlarının hayatımıza girdiği yıllar.. O yılların da ergenliğe denk gelmesi de bizim 80liler tayfasının şanssızlığı olsa gerek, şimdilerde "face"de yaşadığımız kimi sıkıntıları (bide feys denmiomu şu siteye kıl oluorum, hani ünlü birinin muabbeti olur da hayatında bir defa onunla aynı ortamda bulunmamış adam 40 yıllık dostu, yanında rahat rahat osurduğu kankasıymış gibi "oo Sezen çok vefalıdır böyle konularda" falan diye yanlızca adıyla hitap eder ya, bu "feys" muabbeti de bana öyle geliyo, babanın sitesimi? bu ne cıvıklık bu ne sahiplenme :) neyse..kapa parantez) , cep telefonunda yaşıyoduk. Bir kere "çaldırmak" diye bişey vardı. Gün içinde yakın arkadaşlar birbirini sebepsiz yere telefondan "çaldırırdı". Sende adab-ı muaşeret gereği cevaben geri çaldırırdın. Bu artık milli örf adet gelenek ananemiz olmuştu, uymayanlar bir daha çaldırılmayarak tam anlamıyla toplum dışına itilirdi :) Nice ergen dimağlar ne kavgalar ne kırgınlıklar yaşadı bu çaldırma muabbeti yüzünden. -Ya olm görmedim inan ki niye çaldırmiim abi görsem diyalogları, -bgn seni cldrdm sen geri cldrmdn :( tarzı sitemli smsler. Bi yandan da içten içe off azalarak bitsin nan bu olay diye düşünürken bi yandan da anam Deniz çaldırmış, hemen geri çaldıriim kafalarını da yaşamış bir birey olarak; off iyi yırtmışız, çabuk atlatmışız diyorum toplumcana. öptm, bye
26 Eylül 2010 Pazar
bir tenhada can cananı bulunca..
yeni bi günün ilk saatleri.. arkada Barış Manço`dan Neşet Ertaş`ın "gönül dağı" çalmakta...hemde içli içli çalmakta.. bazen olur ya, dokunuverir o an herhangi bişiler ruhuna; şu saat itibari ile dokundu "gönül dağı".. bişiler yapmak gerek yahu.. bişiler yapmazsa ruhu kuruyuverir insanın.. ister gözyaşınla, ister kadehinle ıslat.. ama bişiler yap ki pul pul olmasın dökülmesin..
* Barış Manço versiyonunda yok ama Neşet Ertaş`ın şöyle bi eklemesi daha varmış araştırınca karşıma çıktı; çok hoşuma gitti sözleri, üzerine bende bu illüstrasyonu yaptım..
dost yoluna can verilir, ölünür
uzak yoldan canan için gelinir
göz göze gelince hemen bilinir
gönül bir olunca hal gizli gizli..
Hay çok yaşa be Neşet Ertaş!!
23 Mayıs 2010 Pazar
Lost Olayları

Şu ara bilindiği üzere pazartesi itibariyle lost isimli mesailerimiz sona eriyor. Sona doğru yaklaşırken yaklaşık beş yıldır bulamaca dönen kafalarımız da karışmaya devam etti. Ancak sevgili lost senaristleri hala hiç bir cevabı doğru düzgün verebilmiş değiller. Bazı arkadaşlar yoo niye öyle diyosun baksana black smoke`u bile açıkladılar diyebilir. Yıllarca hepimiz yok black smoke manyetik alanla kontrol edilen bişey, yok nanoteknolojik bişey diye yüzlerce teori uydura uydura kafayı sıyırma noktasına gelirken, yok jakob siyahlı adamı ışığa atmış da, adammış monster.. Vay arkadaş ya bu mu açıklama şimdi, bu açıklamaysa afedersiniz sizin açıklamanızı skiim sevgili lost yazarları :) Giderliyim biraz artık bu kadar olucak lost yazarları, dile kolay bi döneme damga vurdunuz ama bilemiyorum yani, finali izlemeden de çok gider de yapmak istemiyorum ama, koca 6. sezonu laylayla geçirdiniz ben ondan kızıyorum. Hayır ben size arada laylay yapmayın demiyorum, hobi olarak gene yapın ama birazda bööle insan ilk iki sezondaki hareketleri görmek istiyordu. Neyse hadi öptm, kib. byes... :)
16 Mayıs 2010 Pazar
fotoşop olayları vol.2
15 Mayıs 2010 Cumartesi
10 Ocak 2010 Pazar
çocukluğun güzel anlarını hatırlarken, artık genzime bir yumruk daha oturacak her defasında.. çatık kaşlarının altından bakan gülümseyen gözler yok mu artık?
- nerelerde kaldın Hakkı Bey?
- sorma Şükriye Hanım, gelene kadar öldüm yahu!
buna benzer bi konuşma geçmiştir annanemle aranızda.. bi yerlerde yeniden buluşuruz muyuz be büyükbaba?
- nerelerde kaldın Hakkı Bey?
- sorma Şükriye Hanım, gelene kadar öldüm yahu!
buna benzer bi konuşma geçmiştir annanemle aranızda.. bi yerlerde yeniden buluşuruz muyuz be büyükbaba?
21 Aralık 2009 Pazartesi
Zebra Hayvanı

Zebraları bilirsin. Genellikle bi zebra sürüsü otlarken, aslanların saldırısına uğrar. Sürü kaçmaya baslar. Daha iki dakika önce aslandan kaplandan sürü halinde, arka toynak topukları götlerine çarpa çarpa, kader birliği içinde, tek yumruk kaçarken, aslanın birisini devirmesi ile hemen durur bu zebra hayvanları. Antilobu, sığırı hepsi böyle...
Çöreklenip geviş getirmeye, ot yolmaya devam. Bir yandan da sanki kumpanya varmış gibi izliyorlar. Ulan git kurtar demiyorum, bari iki adım uzaklaş orada ye otunu... Kulaklar havada, böyle mal mal bir bakış... Ne bir üzüntü, ne bir korku, ne bir ders çıkarma, ne bir düşünme, hiçbir şey yok arkadaş.
Aslan kovaliyo kaç, birisini yakalayınca dur, otlamaya devam...
Hep böyledir bu zebra hayvanları...
10 Kasım 2009 Salı

On yıllar sonra bile seni gözyaşıyla anmamızın yanında, sanırım bıraktığın emanete de iyi bakamıyoruz..
1 Kasım 2009 Pazar
11 Ağustos 2009 Salı
10 Ağustos 2009 Pazartesi
a usual violence for my silence
Bi kibrit çöpünü yaktığında bir duman çıkar ya, çoğu insan o küçük dumanı görmez bile, bazısı görür hatta bazısı da o dumanı içine çeker..Karşılıksız aşk gibi; o dumanın kokusu, genzinde bıraktığı tadı o an için güzel gelir insana.. Bu anlattığım çok mu arabesk? Belki evet..Belki hayır..
Kibrit henüz sönmüşken, daha bi saniye bile geçmeden diline değdir siyahlaşan ucu. Dilinin ucu acır, kibriti ilk yaktığın an diline değdireceğini hiç düşünmemişsindir ama değdirmişsindir işte bi kere.. Sonra dilinin üzerindeki yara seni sürekli rahatsız etmeye başlar günden güne, oynar durursun o yarayla; büyük bi takıntıyla sanki iyileşecekmiş gibi, halbuki oynadıkça kötüleşir o yara..
Enjoy..
recAİ ajans "Kızlarımız Okusun"
Yukarıda gördüğünüz video 2005 yılında Anadolu Üniversitesi İBF öğrencileri olarak kurduğumuz "recAİ" adlı reklam ajansının göznuru projesi "Kızlarımız Okusun". Uluslararası Reklamcılar Derneği IAA`in her yıl üniversiteler arasında düzenlediği yarışmaya katılmak için kurduğumuz recAİ ismini "record`un rec`i ve Anadolu İletişimin Aİ`sinden oluşturmuştuk. Buyrun afiyetle efenim...
Etiketler:
aii,
anadolu iletişim,
kızlarımız okusun,
sosyal reklam,
video
5 Ağustos 2009 Çarşamba
sending a dummy to my god

Hani bazı parçalar vardır, çevrendekilerle paylaşmak istersin, ama paylaştıktan sonra aslında o kadar da paylaşmak istemediğini anlarsın :) ne bileyim belki de size olmuyodur, ama bana oluyo bazen.. O çok sevdiğin, pamuklara sarmaladığın şarkı elinden kayıp gidiveriyor ya bi kuyrukluyıldız misali.. peh ... :) Tamam tamam, o kadar olmasa da son aylarda playlistde hep ilk sıraya koyduğum bir parça haline geldi "Carvel" (bana da kardeşim ilk dinletti bu parçayı, belkide o da bana gıcık oluodur şimdi ama neyse..hehe)
Çoğumuzun Red Hot Chili Peppers grubundan bildiği John Frusciante`nin 2004 yılında yayınladığı "Shadows Collide With People" albumunun açılış parçası olan "Carvel" dünyanın en iyi gitaristlerinden biri olarak gösterilen John Frusciante`nin vokal yeteneğinin de hiçte fena bi seviyede olmadığının bir kanıtı gibi..(Bu arada Frusciante`ye ilerleyen zamanlarda ayrı bi başlık açıcam) Aslında sanki Frusciante`nin müzikal yeteneklerinin bi resmi geçidi gibi geliyor bu şarkı.. Birbirinden bağımsız partlar, bu partlar arasındaki geçişler, back vokaller, sololar... sanki hepsi ayrı bi parça gibi ama sanki biri olmazsa da şarkı olmayacak gibi bi his bırakıyor insanda...Şarkıyı dinlerken insan bi anda çocukluluğununun en mutlu anına bi yolculukdayken, hemen ardından ilk aşk acısını hatırlarken buluveriyo kendini..
Hani hep derler ya insan ölmeden önce tüm hayatını film şeridi halinde görürmüş diye, öyle birşey varsa o görüntüleri montajlayan arkadaşdan, benim görüntülerimin arkasına bunu koymasını rica ediyorum hatta kredileri de akıtabilir bu şarkı çalarken... heh:)
Notlar:
Çoğumuzun Red Hot Chili Peppers grubundan bildiği John Frusciante`nin 2004 yılında yayınladığı "Shadows Collide With People" albumunun açılış parçası olan "Carvel" dünyanın en iyi gitaristlerinden biri olarak gösterilen John Frusciante`nin vokal yeteneğinin de hiçte fena bi seviyede olmadığının bir kanıtı gibi..(Bu arada Frusciante`ye ilerleyen zamanlarda ayrı bi başlık açıcam) Aslında sanki Frusciante`nin müzikal yeteneklerinin bi resmi geçidi gibi geliyor bu şarkı.. Birbirinden bağımsız partlar, bu partlar arasındaki geçişler, back vokaller, sololar... sanki hepsi ayrı bi parça gibi ama sanki biri olmazsa da şarkı olmayacak gibi bi his bırakıyor insanda...Şarkıyı dinlerken insan bi anda çocukluluğununun en mutlu anına bi yolculukdayken, hemen ardından ilk aşk acısını hatırlarken buluveriyo kendini..
Hani hep derler ya insan ölmeden önce tüm hayatını film şeridi halinde görürmüş diye, öyle birşey varsa o görüntüleri montajlayan arkadaşdan, benim görüntülerimin arkasına bunu koymasını rica ediyorum hatta kredileri de akıtabilir bu şarkı çalarken... heh:)
Notlar:
- Bu albümde Frusciante`ye başta Josh Klinghoffer olmak üzere,RHCP`dan Flea ve Chad Smith, The Mars Volta`dan Omar Rodriguez eşlik etmişler..
- Youtube`a girebilen arkadaşlar için; burdan şarkının orjinal versiyonunu dinleyebilirsiniz.(1:37`ye kadar ki olan bölüm albüm introsu efenim, şarkı 1:37 de başlıyor)
- Yine Youtube`a girebilen arkadaşlar için; burdan şarkının akustik versiyonunu hem izleyebilir hem de dinleyebilirsiniz efem..
Girizgah
Bu bir girizgah yazısı olmalı gibime geliyor. Ne bileyim, bloğun ilk yazısı ve bi şekilde patdanadak diye paylaşmak istediğim bişeyi buraya yazamayacağımı anladım ve aylardır süregelen"ulan bi bloğum olsa bende baya baya anlatırım be terrebehey"diyen iç sesimin de gazı, bu ilk yazıya ve dolayısıyla blog alemine rasgele(rasgele mi denir? rastgele mi? bilmiorum, hatta rasgele"randomize" anlamlı bi kaderci kelimesi midir?? bilemedim) dememi sağladı. Bu bloğu açarken ki amacımı inan bende bilmiyorum, sanırım aklıma ne eserse paylaşıcam sizlerle ki, şu girizgahı bile yaparken gayet gerildim.. hadi hayırlısı...
Not: bu arada gerçekten düşük cümle ve imla hataları için şimdiden özür..(bakın burda bile düşük cümle var) gerçekten bazen çok kötü cümleler kurabiliyor ve imla hataları yapabiliyorum efem..
Not: bu arada gerçekten düşük cümle ve imla hataları için şimdiden özür..(bakın burda bile düşük cümle var) gerçekten bazen çok kötü cümleler kurabiliyor ve imla hataları yapabiliyorum efem..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







